İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ve Maslahatgüzarı Gulam Hüseyin Derzi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Güvenlik Konseyi Başkanı’na gönderdiği mektupta, Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz seyrüsefer özgürlüğü ile deniz güvenliğinin önündeki tek tehdit kaynağının ABD ve İsrail rejiminin hukuka aykırı ve saldırgan davranışları ile istikrarsızlaştırıcı maceraları olduğunu belirtti.
Derzi, kaleme aldığı mektupta, ABD'nin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik son askeri saldırısına dikkat çekti.
Mektupta, 30 Ağustos 2026 Pazar gecesi ABD askeri güçlerinin yeniden hukuka aykırı güç kullanımına başvurduğu ve Fars Körfezi'ndeki Lark Adası'na düzenlenen askeri saldırıyla İran'ın ulusal egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlal edildiği ifade edildi. Saldırıda bazı İranlı askerler ve sivillerin şehit olduğu ve yaralandığı, kamu ve özel mülklere de zarar verildiği belirtildi.
İran'ın söz konusu saldırganlık eylemini şiddetle kınadığı kaydedilen mektupta, saldırının İran'ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün yanı sıra BM Şartı'nın 2. maddesinin 4. fıkrasının açık ihlali olduğu vurgulandı.
Mektupta, İran Silahlı Kuvvetleri'nin BM Şartı'nın 51. maddesi kapsamında sahip olduğu meşru müdafaa hakkını kullanarak, İran'a yönelik saldırılar ve “suç niteliğindeki saldırganlıklar” için kullanılan Ürdün'deki ABD askeri üslerine karşı savunma amaçlı ve orantılı saldırılar gerçekleştirdiği belirtildi.
Derzi, BM Genel Sekreteri, Güvenlik Konseyi ve üye ülkelere, Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda deniz seyrüsefer özgürlüğü ve deniz güvenliğine yönelik tehditlerin tek kaynağının ABD ve İsrail'in hukuka aykırı ve saldırgan eylemleri olduğunu hatırlattı.
Bu hukuka aykırı eylemlerin 28 Şubat 2026'da İran'a yönelik geniş çaplı askeri saldırı ve haksız saldırganlıkla başladığı, son altı ay içerisinde ise deniz ablukası, “ekonomik terörizm operasyonu” kapsamında tek taraflı zorlayıcı tedbirler ve diğer kışkırtıcı ve müdahaleci eylemler dahil olmak üzere farklı şekillerde devam ettiği ifade edildi.
İran temsilcisi, söz konusu eylemlerin uluslararası insancıl hukukun ağır ihlallerini oluşturduğunu ve devlet terörü, savaş suçları ve insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bu eylemlerin ABD'nin uluslararası sorumluluğuna, gerekli hukuki unsurların oluşması halinde ise hukuka aykırı eylemleri emreden, yöneten veya uygulayan kişilerin bireysel cezai sorumluluğuna yol açacağını kaydetti.
Mektupta ayrıca ABD'nin yanı sıra, ABD'nin saldırgan eylemlerinin hazırlanmasına, gerçekleştirilmesine veya uygulanmasına herhangi bir şekilde yardım eden, kolaylaştıran, destekleyen ya da bunlara katılan tüm tarafların, ortaya çıkan ağır sonuçlardan ve özellikle İran halkına verilen geniş çaplı zararlardan tamamen sorumlu olacağı ifade edildi.
Derzi, BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi'nin BM Şartı doğrultusunda İran'ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün açık ihlalini ele almak, hukuka aykırı güç kullanımından hesap verilmesini sağlamak ve uluslararası barış ve güvenliğe yönelik gerilim ve tehditlerin daha fazla tırmanmasını önlemek için gerekli tüm adımları atması gerektiğini belirtti.
İran'ın ayrıca BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi'nden ABD'ye, BM Şartı'nı ihlal eden ve Fars Körfezi ile Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer özgürlüğü ile deniz güvenliğini tehlikeye atan saldırgan eylemlerini derhal durdurması çağrısında bulunmalarını istediği aktarıldı.
Derzi, İran'ın her zaman itidal gösterdiğini ve uluslararası hukuk kapsamındaki hak ve yükümlülükleri doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, buna rağmen İran'ın halkını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için gerekli tüm tedbirleri alacağını vurguladı.
Mektupta, İran Silahlı Kuvvetleri'nin meşru müdafaa hakkını kullanmaktan çekinmeyeceği ve herhangi bir askeri saldırıya kararlı ve orantılı şekilde karşılık vereceği ifade edildi.
İran temsilcisi son olarak mektubun Güvenlik Konseyi'nin resmi belgesi olarak yayımlanması ve dağıtılması talebinde bulundu.
yorumunuz